Neslimizle Tükendi Aşk

Babamın dişi apse yapmış, annem usulca yanına yaklaşıyor “bir şey ister misin?” diye soruyor babamın nazikçe omzunu okşarken, babam acısının etkisi ile homurdanıyor, annemin yüzü babamın homurdanmasından değil, çektiği acı yüzünden buruşuyor.

33 yıldır evli bizimkiler, koskoca 33 yıl aynı yastıkta, kızsan da, kırılsan da omuz omuza… Benim bildiğim onlarca, bilmediğim yüzlerce sıkıntı ile beraber devam ettiler yollarına bunca zaman. Gerektiğinde yükselen sesler duvarları inletti, gerektiğinde herkes tıp oynadı ama onlar birbirlerine verdikleri sözleri tuttular, iyi günde kötü günde aslında birbirlerine dayanamadıklarına inandıklarında bile yan yanaydılar.

İşte burada ben bakıyorum kendi dönemime, bizler tahammül sınırlarımızı bir yerlerde fazla fazla yemişlik olmaktan sanırım, bırakın birinin sorumluluğunu almayı, omuz omuza olmayı kaldırabilmeyi çoğu zaman kendimizi bile taşıyamayacak kadar bitkin oluyoruz.

Beraber bir hayatın tadını çıkarmak, gerektiğinde o taşın altına bir değil iki el koyabilmek zor geliyor bize, ilk sürtüşmede bitirilen ilişkilerden, ilk atışmada boşarım ben bu kadını ya da adamı laflarından, ikinci sürtüşmede avukatı ile görüşme talep eden evlilik ve ilişkilerden geçilmiyor benim çevrem…  Ortamızda yok maalesef, ya mutsuz beraberliklerimize boyun eğiyor ve onu iyileştirmek için hiç bir şey yapmıyor ve “böyle gelmiş böyle gidiyor işte” lafları ile avunuyor, ya ilk fırtınada gemiyi terk eden oluyoruz, ne telafi edilebilirliğe geliyor ne telafi etmek için bir şey yapıyoruz.

Yorgunuz nesil olarak, trafikte, sokakta, iş yerlerimizde sürekli hırpalanıyoruz biliyorum, biliyorum ki ben de yaşıyorum, o kadar yorgunuz ki hatta aşkı, sevgiyi bile bir seferde buruşturup geri dönüşüm kutularımıza atıyor, yetmiyor oradan bile siliyoruz. Yaşanacak her şeyi ertelemek, şimdi zamanı değil kariyer yapmam lazım, şimdi zamanı değil para biriktirmem lazım, şimdi zamanı değil şunu yapmam lazım, bunu yapmam lazımlar ile hayat elimizden uçup gidiyor ve biz farkına varmıyoruz. Bizi seven ve gözlerimizin içine başka türlü bakan hatta omzunu uzatmaya, seninle ağlayıp seninle gülmeye hazır adamı/kadını yük olarak, engel olarak, ayak bağı olarak görüyoruz.

Zor bir nesiliz biz, önceliklerimizin bizi büyüten ebeveynlerimiz ile yakından uzaktan ilgisi yok. Oysa ben uzaktan bakıyorum kendi aileme, geldiğimiz yer beraber geldiğimiz yer, babam annemin elini tutmasaydı, annem babama destek olmasaydı gelemeyeceğimiz bir yer, hatta onlar birbirlerini bulmasalardı ya da ilk yangında terk etselerdi birbirlerini, bizim gibi bencilce kendi hayatlarına düşselerdi size bunları yazamayacağım bir yer…

Bizim neslimiz yıpratıldı olmadık hayat senaryolarının içinde, bizden sonra gelenlerin işi çok daha zor biliyorum. Düşünsenize onların adı “tüketim nesli”, aslında sanırım biz onlara kalanları da tükettik bile, aşkı harcadık, sevgiyi harcadık, dayanışmayı harcadık ve çizdik bir seferde isimlerimizin üzerini bir tek düşünce hareketi ile… o zaman kolay gele hem bize hem bizden sonra gelenlere…

Bir Cevap Yazın